Dr. Alim Kahraman – Türk Edebiyatında Önemli Şahsiyetler ve Şahitlikler



Asiye Hanım ile çiftçi Ahmet Kahraman’ın oğlu olarak 1956 yılında Manisa Kula’da dünyaya geldi. Manisa Lisesi (1974) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü (1978) bitirdi. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Yahya Kemal ve Milli Mücadele” adlı teziyle yüksek lisansını (1992) ve “Milli Mücadele Döneminde [1918-22] Edebiyat Dergiciliği ve Dergilerde Edebi Tenkit” adlı teziyle doktorasını tamamladı (2000). Sümerbank’ta memurluk, özel kuruluşlarda yöneticilik ve öğretmenlik yaptı; 1993’ten beri Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Mavera dergisinin editörlüğünü üstlendi (1985-86), Yedi İklim dergisinin kurucuları arasında yer aldı (1987). 1993 yılından itibaren Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nin İlim ve Redaksiyon kurulunda yer aldı. Bir Duyarlığın Çağdaş Biçimleri adlı eseri ile eleştiri dalında 1985 Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü’nü kazandı. Hâlen İstanbul’da yaşıyor; evli, üç çocuk babasıdır.

Edebiyat hayatına şiirler yazarak girek Alim Kahraman’ın “Akşam” adlı ilk şiiri, 1973’te, Manisa’da yayımlanan Hür Işık gazetesinde çıktı. Deneme, eleştiri ve inceleme yazılarını Mavera, Yedi Iklim, Yönelişler, Kayıtlar, Matbuat, İzlenim, İlmi Araştırmalar, Türklük Bilgisi Araştırmalar��, Kadın ve Aile, İlim ve Sanat, Kaşgar, Kitap-lık dergileriyle Zaman gazetesinde yayımladı. İlk hikâye kitabı Kayıp Hikâyeci’yi 2000 yılında yayımladı. Rasim Özdenören bu kitapla ilgili şu düşünceleri ifade etti: “Bu hikâyeleri okuyan her yazar kendi yazarlık serüvenini ve her okuyucu da kendi okuyuculuk serüvenini gözden geçirmek zorunda kalacaktır. Ve neticede, felsefenin kadim sorusu, o ‘ben kimim?’ sorusu beyinlere lök gibi oturup kalacaktır. Araştırmacının hikâyeci, hikâyecinin eleştirmeci, eleştirmecinin bir başka hikâyeci kimliğine bürünebilmesi, söz konusu kimlik sorununun çözümündeki bir imkânsızlığa da atıfta bulunduğu biçiminde yorumlanabilecektir. Ama bu imkânsızlığın mekanik boyutlu değil ve fakat metafizik boyutlu olduğunun kavranabilmesi için gene bu hikâyelere müracaat etmek gerekecektir.” (Özdenören, 2001).

Alim Kahraman ikinci hikâye kitabı Geçit’i 2011’de, Yazmak Bana Göre Değil: KAR-aGA-k-GA-k adlı üçüncü hikâye kitabını 2016 yılında yayımladı. Hatice Ebrar Akbulut, yazarın son hikâye kitabı ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: “Yazmak Bana Göre Değil’in öne çıkan özelliklerinden birisi, didaktik bir eser oluşudur. Bu yönüyle geleneğimize yaslanır. Gelenek içerisinde serpilen hikâyelere/ kıssalara baktığımızda, anlatılan şeyde bir hikmet, bir hisse olduğunu fark ederiz. Bu cihetten bakarsak, Kahraman’ın bilgelik, ilim, saygı, sevgi, dostluk, eser-müellif gibi kavramlara dair kıssadan hisse nevinden hikâyeler anlattığını görürüz. Anlatıcı, hikâyelerde, köstekli saati cepkeninin sağ cebinde duran bir dedenin hikâye anlatışındaki edayı hissettirir ve o atmosferdeki havayı estirir.”(Akbulut, 2017). Son dönem Türk edebiyatında hikâyeci ve eleştirmen kimlikleri ile ön plana çıkan Alim Kahraman; hikâye kitaplarının yanı sıra deneme, eleştiri, biyografi, hatıra ve inceleme türlerinde de pek çok esere imza atmıştır.

#edebiyat #orhangazigöke #alimkahraman

Başa dön tuşu