Çocuklarla Örnek Hayatlar: Muhammed Ali – Songül Kara (Mavera Akademi 7-13 Yaş Çocuk Atölyeleri)



Her ay yoğun bir ilgiyle karşılanan Mavera Akademi Çocuk Atölyeleri’ni kaçırdığınız için üzülmeyin! Haftada iki gün burada, derslerimizi yayınlayacağız.

Maçlardan önce Muhammed Ali’nin 1964’te, ismi henüz Cassius Clay’ken, Sonny Liston’la yaptığı maçı izlerdi. Ayakta. Tıpkı Muhammed Ali gibi yerinde sekerek. “Adamım ya. Nasıl da dans ediyor, bacaklarına bak. Sol kroşeden kaçışı görüyor musun? Sağ… Sol…” Kendinden geçerdi.
Abim evin içinde hızlı adımlarla volta atıyordu. Bacağını sehpanın kenarına çarptı.

“Allah kahretsin! Bir kuraldışı!”

Son yıllarda her maç öncesi yanında olmamı istiyordu. Bavulunu hazırlamasına yardım ediyordum. Yengem işte, çocuklar okuldaydı. İstanbul’da dört gün kalacaktı. Bir an midesini tuttu. Koşarak banyoya gitti. Kustu. Arkasından bağırdım.

“Abi, nasılsın?”

“Bir şampiyon gibi! Kelebek gibi! Arı gibi!”

Abim ağır sıkletti. Emeklilik öncesi son maçıydı. Genelde ben de onunla maçlara giderdim ama bu sefer gelmemi istememişti. Son aylarda birkaç mağlubiyet almıştı. Biliyordum, yine yenilmekten korkuyordu. Daha doğrusu yenilirse buna şahit olmamdan. Yanıma gelip bilgisayarı işaret etti:

“Şu maçı açsana.”

Maçlardan önce Muhammed Ali’nin 1964’te, ismi henüz Cassius Clay’ken, Sonny Liston’la yaptığı maçı izlerdi. Ayakta. Tıpkı Muhammed Ali gibi yerinde sekerek.

“Adamım ya. Nasıl da dans ediyor, bacaklarına bak. Sol kroşeden kaçışı görüyor musun? Sağ… Sol…”

Kendinden geçerdi. Maçın her dakikasını ezbere bilirdi. İzlerken aşka gelip Muhammed Ali gibi rakibine şiir yazmaya başlardı. Bu seferki rakibinin adı Mustafa’ydı.

“Hey, hey buraya baksana, düdük Mustafa

Bugün günlerden Cuma

ve sen uçacaksın havada.”

Gülmemek için kendimi zor tutardım. O ise gayet ciddiydi. Bir yandan acıklı gelirdi bu hâli bana. Sayısız Türkiye şampiyonluğu vardı. Kırkını geçmişti. Antrenörü artık genç boksörlerle ilgileniyordu. Yirmi yıldan fazla dövüşmüştü. Sanki hâlâ içinde, son birkaç yılda aldığı mağlubiyetlerin acısı vardı. Jübilesini galibiyetle yapmak istiyordu. Onu hiç bu kadar heyecanlı görmemiştim. Odasına geçti, gölge boksu çalışmaya başladı. Bir yandan da Mustafa’ya sesli şiir yazmaya devam ediyordu.

“Mus Mus Mustafa,

Aklın kalacak burada.

Sen en iyisi evine dön bu kafayla.”

Bavulunu kapatıp kapının yanına koydum. Evden çıkmamıza daha birkaç saat vardı. Bilgisayarın başında oturuyor, bir yandan onu takip ediyordum. Aslında kendini yormaktan başka bir şey yapmıyordu. İstanbul’da zaten antrenman yapacaktı. Salondaki camlı dolapta duran kupalara gözüm takıldı. Eve gelen arkadaşlarına kupaları gösterip maçlarını anlatırdı. Hepsini en ince ayrıntısına kadar hatırladığı elliye yakın galibiyeti vardı. O gün yüzü asıktı ama konuşurken arada bir “Ben şampiyonum, şampiyon.” deyip duruyordu. Evden beraber çıktık. Abimi havaalanına bıraktım. Maçı hiçbir kanal vermiyordu. İyi ki…

O dönmeden önce maç sonucunu bir haber sitesinden öğrendim:

“Efsane Boksör Son Maçında Nakavt Oldu.”

Dayanamayıp maçın youtube yayınını buldum, ellerim titreyerek tıkladım. Abim maçın başında geride duruyordu. Bir an kendi kendine mırıldandığını fark ettim. Birkaç yumruğu boşa salladıktan sonra Mustafa’nın sol yumruğuyla yere yığılıyor, bir süre dizlerinin üzerinde bekliyor, sonra yere düşüyordu. Kendimi tutamadım; ağlamaya başladım.

Bilgisayarı kapattım. Bir sigara yaktım. Abimin her maçta biraz daha büyüyen efsanesinin üzerinden kaç yıl geçmişti? Gerçekten Muhammed Ali gibi dövüşürdü. Ona benzediğine dair haberler yazılıyordu. Röportajlarda Muhammed Ali’yi örnek alıp almadığı soruluyordu. Bir gün eve kolu sargılı geldi. Önce yaralandığını söyledi. Birkaç hafta sonra sargıyı çıkardı. Sağ kolunun üzerine dövme olarak Muhammed Ali yazdırmıştı. Kendini iyice kaptırdığını fark ediyordum. Gecesi gündüzü boks olmuştu. Eğer ringde değilse mutlaka bir sonraki maça hazırlanıyordu. Abimin bir şampiyona ve efsaneye dönüşmesine kendi gözlerimle şahit oluyordum. Onunla hep gurur duydum. Oysa şimdi kariyeri bitmişti işte. Kaybettiği bu son maçtan sonra yalnız kalmaya ihtiyacı olacağını düşündüm. Bir süre aramadım. O da beni aramadı. Abimi merak ediyor, yengeme nasıl olduğunu soruyordum. “İyi değil, pek bir şey yemiyor.” diyordu. Bir ay sonra yanına gittim. Evde yalnızdı.

“Çok zayıflamışsın abi.”

“Bir boks okulunda hocalık teklif ettiler. Kabul etmedim.”

“Neden be abi?”

“Hadi, şu maçı aç koçum.”

Devamı:
Post Öykü:
https://www.gzt.com/post-oyku/adamim-muhammed-ali-3490126

Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCilqeNUBy6N1w6xg89GDv1Q/join

#çocuketkinlik #etkinlik #çocuk atölyeleri

Başa dön tuşu