Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev (Etienne de La Boêtie) – Kitap Değerlendirmesi



Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev siyasal düşünce tarihinde yeni bir yaklaşımın öncüsü olmuştur. Siyaset olgusunu iktidar ilişkileri biçiminde algılayan La Boétie, bugün bile kafaları kurcalayan, “insanların nasıl olup da itaat etmekle kalmayıp boyun eğmeyi, hatta kulluk etmeyi arzuladıkları” sorununu yapıtının odak noktasına yerleştirir. La Boétie, iktidar olgusunu ve bunun ideolojik dayanaklarını (geniş anlamda hegomonyayı) irdelemekle yetinmez; iktidar ilişkileri ağının en üst düzeyde kuramsallaşmış biçimine, bir başka deyişle devlet sorununa yönelir. Tiran’ın ya da “Bir”in iktidarından yola çıkarak XVI. yüzyıl Fransası’nda artık açıkça belirginleşmeye başlayan modern devletin gerçeğine ulaşır. Bu bakımdan Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev, gerçekte, devlet egemenliğinin niteliği üzerine yapılmış bir söylevdir.

*
La Boétie, Akitanya’nın Sarlat kentinde dünyaya geldi. Ailesi, monarşiye olan destekleri sayesinde sonradan soylulaşmıştı. Erken yaşta yetim kalan La Boétie, amcasının yanında yaşadı. 1553’te Orléans Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Yaşı küçük olmasına rağmen yetenekliydi. Bu yüzden Kral II. Henri’nin onayıyla Bordeaux Parlamentosu’nda danışman olarak görev yapmaya başladı. Bu görevini 1563’teki zamansız ölümüne değin devam ettirdi. Parlamentoda Fransız deneme yazarı Michel de Montaigne ile tanışan La Boétie, onunla derin bir dostluk kurdu. Öyle ki Montaigne, La Boétie’nin ölümünün ardından “Kanımca çağımızın en büyük insanıydı.” diyecektir.

Danışmanlığın yanı sıra diplomatik arabuluculuk yaptı, Ksenofon ve Plutarkhos’un eserlerini Fransızcaya çevirdi. Pierre de Ronsard’un da içinde bulunduğu bir şair topluluğuyla yakın ilişkiler kurdu ve şiirler yazdı.

La Boétie’nin yaşadığı dönemde Fransız monarşisinin en temel sorunu Reform hareketlerinin etkisiyle başlayan mezhep çatışmalarıydı. Bu çatışmalarda üç farklı grup öne çıkıyordu. İlk grup Katolikler, ikinci grup protestanlığa yakın olan Huguenotlar, üçüncü grup ise her iki tarafa da eşit durmaya çalışan ılımlılardı. Ilımlılar, devletin dininin Katoliklik olarak kalmasını onaylıyor ama aynı zamanda Huguenotların dinî özgürlüklerinin güvence altına alınmasını istiyordu. Bunun için de öncelikle tüm kiliselerin mutlak bir biçimde monarşiye bağlanması gerektiğini öne sürüyorlardı. Bu yaklaşım, zaten güçlerini arttırmak isteyen monarşi yanlılarının çıkarına uygundu. Bu doğrultuda Kral, 1562’de Ocak Fermanı ilân etti. Böylece ülkedeki tüm protestanlara ibadet özgürlüğü tanınıyordu.

Bu ortamda La Boétie, kötülüklerin başlıca kaynağının mezhepsel bölünmeler olduğunu ve bu bölünmeyi düzeltmesi gereken kişinin kral olduğunu belirtmiştir. Bu olaylar hakkındaki görüşlerini Ocak Fermanı Hakkında İnceleme adlı kitabıyla dile getirmiştir.

Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCilqeNUBy6N1w6xg89GDv1Q/join

#kitapdeğerlendirmesi #kitapanalizi #gönüllükulluküzerinesöylev

Başa dön tuşu