Derdimiz Hayat – Dr. Necdet Subaşı



“Derdimiz Hayat: Etnometodolojik Fragmanlar” kitabı Necdet Subaşı tarafından kaleme alındı ve Mahya Yayınları tarafından yayımlandı. Kıymetli konuğumuzla birlikte bugün derdimiz olan hayatı konuşacağız

“Bizi karşılayan hayattı. Ergenliğin hareketli günlerinde dünya bizden sorulurdu. Öğrendiklerimiz bize yetiyor, “iddialarımızdan vurulmak” gibi bir tehditten uzak, upuzak bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorduk. Birkaç kitaptan haberdardık, zaten okuduklarımız da hep bizi doğruluyor gibiydi. Etraftakiler eğer biraz kendini beğenmiş, biraz özgüveni yüksek, biraz da arsız bir hayal gücünü şehvetle tüketen birilerinden söz edecek olsa “hah, işte o bizdik” diyecek kadar hâlihazırda bir yerdeydik, ortadaydık, resmen tanımlıydık.”

“Bizi karşılayan hayattı. Eğer kaçınılmaz bir şekilde yüz göz olacağımız bir kaderden söz ediyorsak ya da hiç sekmeyen tek bir şeyin sonuna kadar peşindeysek o işte şu bildik hayattan başka bir şey değildi. İyi kötü, acı tatlı ya da renkli renksiz her ne olursa olsun bir hayatın içine doğuyorduk. Çoklukla unuttuğumuz, bizi ayakta dipdiri bir şekilde karşılayanın hayat olduğuydu. Kurumlarıyla, işleyişiyle, söylemleriyle, hiyerarşileriyle, protokol sistemleriyle, gürültü ve patırtısıyla, sükûnet ve cerbezesiyle hazırda bizi tekmil karşılayan oydu. Biz sanırdık ki esas nizâmat bizdendir, biz sanırdık ki ona bir çeki düzen verilecekse bu bize düşerdi.”

İMTİHAN

“Bir imtihan dünyasının içine doğarız. Burada bizi karşılayan yer yer elem ve ıstırap yer yer de neşe ve huzur olur. Eksik ya da fazla bunların her biri hayatımız boyunca bizi terk etmeyen birer yoldaş olarak imtihan vesilesi olur.”

“Hayat sanki bir sınav vakti ve alanı olarak tecelli eder. Varlık dünyasına dahil olduğumuz andan itibaren karşılaştığımız her şey, başımızdan geçen bütün hikâyeler, içinde yer aldığımız pek çok macera sonuçta bilfiil maruz kaldığımız imtihanın nasıl seyrettiği hakkında temel birtakım işaretler sunar. Eylemlerimiz içinde niyetlerimizin, ruh hâllerimizin, kararlarımızın da yer aldığı bir imtihan cetveli olarak kaderimizi takip eder. Her an her şey olabilir. Bu imtihandan nasıl çıkacağımızı kestirmek pekâlâ zordur. İmtihanın şekli ve işleyişi hakkında kestirimde bulunmak kolay değildir. İnsanla, doğayla ve diğer mevcudatla olan ilişki biçimimiz imtihanımızın gidişatını belirler. Eğer bir hesaba muhatap olunacaksa bu her zaman yaşanmışlıklar üzerinden olacaktır; niyetimizin ne olduğu, sorumluluk payımızın niteliği karnenin doldurulmasında etkili olacaktır.”

“Hayatımızı değerli kılan yapıp ettiklerimizin sonuçta bir değere, bir anlam ve içeriğe sahip olmasıdır. Ömrümüzün sürdürülebilir bir düzeyde işliyor olması imtihanımızın hâlâ devam ettiğinin habercisidir. Çektiğimiz çileler bir hayatiyet belirtisidir; ölçüyü kaçırmış olmak da kendimizi boşluğa bırakmak da yine aynı imtihanın bir parçası olarak gelip bizi bulacaktır. Yaşadığımız imtihanı ciddiye almak da var, hayati titizlikle sürdürmeye çalışırız. Onu hiç ciddiye almadan yaşamak da var, kendimizi boşluğa bırakırız.”

ZAMAN

“Bir zaman diliminin içine doğarız. Biz hayata bir mekânda ve bir zaman aralığında katılırız. Hayat bizi bir enlem ve boylam arasında tanımlı bir yerde hem de bir vakt-i saatte karşılar. Oysa en başta doğduğumuz an bile bizim ondan bağımsız olarak ürettiğimizi sandığımız bir sınıflandırmadan ibarettir.”

“Falan yılın falan ayında falanca saatte hatta saniye ve saliselere kadar varan heveskâr bir dikkat içinde dünyaya gelişimiz kayıt altına alınır. Kimilerine göre sabaha karşı kimilerine göre akşamın darında belki de güneş tam da yükselmeye devam ederken öğlenin ortasında doğmuşuzdur. Belki mevsimlerden birinde, kim bilir baharı yolcu ederken ya da daha güze girmeden belki de kışı yola vururken ya da ekinler ekilirken… Hepsi mümkün. Bunların hepsi de bizim zaman dediğimiz şu ucu bucağı belirsiz ve açıkçası bir hayli de oynak sayılabilecek bir akışkanlık içinde devreye soktuğumuz özel bir taksimattan başka bir şey değil. İster sadece geceleri görünen ayı takip edip ona göre bir zaman çizelgesi oluşturalım, ister koca bir günü aydınlatan şu güneşi izleyip akış planı yapalım, fark etmez. Zamanın behrinde yaşamış bir ulu kişinin ya da mesajları hala dipdiri bir mübareğin hayatını merkeze alıp takvimimizi ona göre oluştursak bile tarih üzerindeki sözüm ona durak ve dilimler sonuçta bizim binbir dikkatle altını çizip işaretlediğimiz soyut bir düzenlemeden daha fazlası değil.”

Fuat Taşcı- Zeren X / Hertaraf

#necdetsubaşı #fatmakevsersümer

Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCilqeNUBy6N1w6xg89GDv1Q/join

Başa dön tuşu