MEHMET KOCA – Mavera Ödülleri 2021 – “İyilik, ‘Ben’de Başlar!” Yarışması- Ödül Töreni Konuşması



Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sn. Mehmet Koca’nın İyilik, ‘Ben’de Başlar! konulu deneme yarışmasının “Ödül Töreni”nde yaptığı konuşma.

Kıymetli misafirler, hepinizi Allah’ın selamıyla selamlıyorum.
Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Salat, Peygamberimiz, önderimiz, rehberimiz Hz. Muhammed (SAV) üzerine olsun.
Bu yıl dördüncüsünü tertip etmiş olduğumuz deneme yarışmamızın sonuçlarını açıklayacağımız programa hoş geldiniz. Her senin başında o yıl içinde yapılacak olan yarışmanın konusunu bir heyetle istişare ederek belirliyoruz. Bu yıl için “İYİLİK BENDE BAŞLAR.” başlığı altında üniversiteli gençlerimiz duygu ve düşüncelerini kaleme aldılar. Yarışmamıza Türkiye’nin dört bir yanından 900’ün üzerinde katılım oldu. Bu, bizler için oldukça sevindirici bir sonuç. Yarışmaya gönderilen denemelerin içeriklerine baktığımızda geleceğimiz olan gençlerimizin içlerinde taşıdıkları heyecanı gördükçe ayrıca mutlu olduk. Gençler biz yaşlılardan çok daha fazla kafa yoruyorlar ümmetin haline. Bu yılki yarışmamızı rahmetli Akif Emre kardeşimizin anısına tertip ettik, bu vesileyle iyilik kervanının mümin bir neferi olduğuna kalben şehadet ettiğimiz Akif Emre’ye Allah rahmet etsin. Kendisini rahmetle yad ediyoruz.
….
Saygıdeğer kardeşlerim,
İnsanın dünya üzerindeki hikayesi; İYİ ile KÖTÜ arasındaki kavga ile başladı. Hepimizin bildiği gibi Habil ile Kabil’in kıssasında bir kardeşin diğerini öldürmesiyle başlayan mücadele bugün aynen devam ediyor. Kabil, Habil’i öldürmek için davrandığında Habil; “Andolsun sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da ben seni öldürmek için elimi uzatmam. Ben âlemlerin rabbinden korkarım.” demişti. Hikayemizin özeti Habil’in bu sözlerinden oluşuyor. Bir tarafta hakkına razı olmamanın sonucu olarak ortaya çıkan KÖTÜLÜK, diğer tarafta da “Ben alemlerin rabbi olan Allah’tan korkarım.” diyen, Allah’ın mutlak iradesine teslim olmanın doğal sonucu olarak İYİLİK. Kur’an’da zikredilen bütün kıssaların ortak noktası iyi ile kötünün mücadelesinden oluşuyor. Bu kavga bugün de devam ediyor. Bir yönüyle insanın kaderi iyilik ile kötülük arasındaki bu ezeli kavganın kıskacında şekilleniyor.
Konunun teorik kavramsal çerçevesinden ziyade, bugün kendi halimize dair hissiyatımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
En yalın haliyle sormak istiyorum: İYİ ve KÖTÜ arasındaki bu kavgada biz neredeyiz?
Bu soru bazılarımıza abes gelebilir. Şöyle ki dünya üzerinde kendisini kötü olarak niteleyen, ben kötülüğün öncüsüyüm diyen kimse olduğunu sanmıyorum. En azından ben böyle bir insan tanımadım şu ana kadar. Peki hiç kimsenin kendisini kötü olarak tanımlamadığı bir dünyada, neden bu kadar çok kötülük var?
Tam bu noktada, Kur’an’da en çok okuduğumuz surelerden birisi olan Yasin suresinden bir ayetin mealini okumak istiyorum. “Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: ‘Ey kavmim! Bu elçilere uyun.’ Sizden bir ücret istemeyen o kimselere tâbi olun; onlar doğru yoldadırlar.” (Yasin 20- 21.)
Muhammed Esed’e göre “Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam” imgesi ‘inanmış azınlığı” simgeliyor.
Bu ayetin içinde geçtiği kıssada özetle, “haddi aşmış bir kavme Allah’ın elçiler gönderiyor, bu elçiler hiçbir ücret istemeden “karşılıksız” olarak kavimlerine tebliğde bulunuyorlar. Ancak bu kavim elçileri yalanladığı gibi, sizler de bizler gibi sıradan insanlarsanız diyerek onları aşağılıyorlar. İşte tam bu noktada, şehrin öte yakasından bir adama koşarak geliyor. “Sizden bir ücret istemeyen o kimselere tabi olun” diye kavmine telkinde bulunuyor. Kıssanın devamında bu azgın kavmin bu adamı öldürdüğünü ve Allah’ın da bu kavmi bir ses ile helak ettiğini öğreniyoruz.
Bu kıssa bağlamında tekrar sorumu yinelemek istiyorum: “İYİ ile KÖTÜ’nün mücadelesinde biz tam olarak neredeyiz?”
Kötülük yeterince aşikar ve her yerde. Allah’ın bize göndermiş olduğu elçinin mesajı tertemiz ve apaçık olarak elimizde. Kıssa üzerinden devam edecek olursak, teşbihte hata olmaz, Allah’ın elçilerinin Allah’ın mesajını insanlara tebliğ ettiği bir meydanda bizler kendimizi nerede görüyoruz? Şehrin öte yakasından koşarak gelip, azgın bir topluluğa karşı Allah’ın elçilerinin yanında duran O adamın teslimiyeti ve cesareti bizlerde ne kadar var?
Sevgili kardeşlerim,
Kimin ne kadar teslim olduğunu ölçen bir ölçü aleti yok. Sinelerde olanı bilen yalnızca Allah’tır. Ancak hoşgörünüze sığınarak şu kadarını söylemek istiyorum ki, Allah’a kul olmanın gereği olarak, iyi olma noktasında çok ciddi noksanlarımız var.
Hani cenaze namazlarında imam usulen cemaate dönerek “Meyyiti nasıl bilirdiniz?” diye soruyor, cemaatte hep bir ağızdan “iyi bilirdik” diye cevap veriyor.
Kıymetli Dostlarım,
Ben şuna inanıyorum ki, cemaatin usulen söylemiş olduğu “iyi bilirdik.” şahitliğinden daha fazlasına ihtiyacımız var.

#iyilikbendebaşlar #maveraödülleri #maveravakfı

Başa dön tuşu