BİR MAĞLUBİYET İDEOLOJİSİ OLARAK TÜRK TİPİ AYDINLANMACILIK – Mehmet Fatih Can



Savaşlarda alınan yenilgilerin ve toprak kayıplarının icbar ettiği askeri modernizasyon için Avrupa’dan yani galiplerimizden muallim subay transferi, Macar asıllı Fransız subay Baron de Tott’la başlamıştır. Comte de Bonneval (Humbaracı Ahmed Paşa) ile devam eden bu yeni strateji, devr-i Cumhuriyet’te de güçlü bir karşılık bulmuştur.

Geleneğin derin temsilcisi Yeniçeri Ocağı’nın tüm kültürel unsurlarıyla beraber maziye gömülmesi sonucunda aydınlanma düşüncesinin çocuğu dediğimiz modernleşme, Osmanlı bünyesinin diğer uzuvlarını da kısa sürede dönüştürmeyi başarabilmiştir. Askeri mühendishaneler, tıbbiye ve harbiye mekteplerinde ders veren ecnebi hoca kadrosunun ilgili teknik derslerle birlikte talebelerine aşıladıkları aydınlanmacı felsefe ve zihniyet; devletin sivil ve askeri bürokrasisine memur olarak dahil olacak bu zümrenin önce kendi zihin dünyalarını radikal bir değişime uğratmış, sonra onlar eliyle devlet de toplumda bu istikamette şekillenmiştir.

Klasik Osmanlı nizamının şer’i ve örfi hukukla mukayyet padişah, sadrazam ve şeyhülislam arasındaki dengeyle işleyen düzen, II. Mahmud’la birlikte, metamorfoza uğramış bürokratik elit ve padişah arasına sıkışmıştır. Mutlak merkeziyetçi yapı ve modernleşmeyle birlikte ulemânın neredeyse saf dışı bırakıldığı bu yeni sürecin bir yüz yıl sonrasında evrildiği erken Cumhuriyet’te ise bu sefer daha koyu tonlardaki jakoben devletlü ve steril aydın tavrıyla baş başa kalınmıştır.

Filhakika modernleşmenin şeklî unsurları biraz da sarayın kucağında semirmiştir diyebiliriz. II. Mahmud’la birlikte kıyafette ortaya çıkan pantolon, pelerin, jaketatay gibi unsurlar, sarık yerine fesin kabulü, memur masalarının arkasını süsleyen padişah portreleri; Sultan Abdülmecid’in Fransız sefarethanesindeki baloya katılması, ecnebi tiyatro kumpanyalarının saraya taşınması, Fransızca’nın neredeyse Türkçe’den fazla itibar görmesi vs. hep saraydan konaklara, oradan sosyeteye atlayan modalardır. Ayrıca mimariden musikiye kadar gelenekten kopuş, Avrupaî olana koşuş sarayın onayı olmaksızın gerçekleşebilecek şeyler değildir.

Hele 1856 Islahat Fermanı sonrası ortaya çıkan durum, mâkablini mumla aratacak cinstendir. Tanzimat’ın babası M. Reşid Paşa bile yetiştirmesi Âli Paşa’nın bu icraatını kayıtsız şartsız bir teslimiyetle Batı’nın köleliğine doğru atılmış bir adım olarak lanetleyecektir. Bu kadarına o bile tahammül edememiştir. Savruluş o derecededir ki Âli Paşa, İslam medeni hukukunun yerine Fransız medeni kanununu ibka etmeyi, yani Fransız laikliğini teklif edebilecektir. Ekürisi ve rakibi Fuad Paşa da modernleşme mevzuunda onunla yarış halindedir ki heykelin memnu olduğu bir ülkede zengin bir heykel koleksiyonu olduğu bilinir. Tanzimat devri Osmanlı aydın memur tipinin bir özelliği daha vardır ki o da başta Farmason locaları olmak üzere İngiltere, Fransa ve Rusya gibi Osmanlı’nın can düşmanı merkezlerle içli dışlı olmalarıdır.

Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCilqeNUBy6N1w6xg89GDv1Q/join

Mavera TV her gün düzenlediği canlı yayınlarda; çocuk etkinlikleri, online atölyeler, kadın programları, sağlık, eğitim, dini sohbetler, aile, siyaset, tarih, ekonomi, edebiyat gibi alanlarda nitelikli ve güncel konuları uzman isimlerle sizlerin hizmetine sunuyor. Siz de Mavera TV’ye abone olarak ve bildirimleri açarak canlı yayınlarımızdan haberdar olabilir, birbirinden özgün içeriklerden ücretsiz yararlanabilirsiniz.

#maveratv #tarihsohbetleri #ideolojiler

Başa dön tuşu