ALİ ŞERİATİ – DİNE KARŞI DİN VE İNSANIN DÖRT ZİNDANI – Yusuf Yavuzyılmaz



Ali Şeriati, 20 yüzyılda İslam coğrafyasının yetiştirdiği en önemli İslam aydınlarından biridir. O, Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh’la başlayan İslami uyanışın mirasına sahip çıkan ve İslami uyanışa entelektüel ve devrimci bir dil kazandıran kişiydi. Bir taraftan geleneksel, donmuş hareketsiz din anlayışıyla, diğer yönden Batı modernizminin İslam dünyasındaki yansımasıyla mücadele ediyordu. Bu anlamda hem gelenekçiler hem de Batıcı aydınlar tarafından hedef seçilmiştir.

Hayatı boyunca hem bu kesimlerle mücadele etmiş hem de tevhidi alt yapı olarak kabul eden yeni bir ideolojik söylem oluşturmaya çalışmıştır. Şeriati’yi diğer düşünürlerden ayıran hem İslam hem de Batı düşünsel birikimini iyi bilmesidir. Bu yüzden tıpkı Muhammed İkbal gibi her iki anlayışı da derinlemesine değerlendirmekte ve yararlanmaktadır. Özellikle Hüseyniye-yi İrşad’da verdiği dersler ile üniversite öğrencileri ve aydınlar arasında büyük bir etki bırakmıştır. Tevhidi alt yapı kabul ederek inşa etmeye çalıştığı İslambilim, burada verdiği derslerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Şeriati düşüncesini incelemeye bir katkı olarak düşünülen bu mütevazi eserde,ilke olarak birincil kaynaklardan yararlanma yoluna gidilmiştir. Şüphesiz en doğrusunu bilen Allah’tır.

Ali Şerîatî, 1933 yılında İran’ın Horasan bölgesinde, Sabzevar kentine bağlı Kahak köyünde doğdu. Babası eğitimli bir aileye mensup din öğretmeni Muhammed Tâkî Şerîatî’dir. İlk öğrenimine Mezînân’da başladı. Meşhed’de Firdevsî Lisesi’nden mezun olduktan sonra ve öğretmen okulunda okudu. 1958 yılında Meşhed Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu.[9]

Rıza Şah’ın 1944’te tahttan çekilmesinden sonra, babası İslamî Hakikati Tebliğ Merkezi adında bir dernek kurdu. Baba ve oğul, dönemin siyasî tartışmalarına etkin bir şekilde katıldılar ve Sadık Sosyalistler Hareketi adlı bir topluluğa üye oldular. Bu topluluğun fikir babası, Ebulkasem Şekipnî, sosyalizmi icat edenin ve onu Arap Yarımadası’na tanıtanın Hz. Muhammed olduğunu iddia ediyordu.[10]

Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmişti. Bunun sonucu rejim, üniversite yönetimine Şeriatî’nin derslerinin kaldırılması yönünde baskı yaptı. Bunun üzerine Şeriâtî de Tahran’a taşındı ve Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü’nde ders vermeye başladı. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriâtî’nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah rejiminin Şeriatî ile bazı öğrencilerinin tutuklanması emrini vermesine neden oldu. Kasım 1972’de Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü kapatıldı. Eylül 1973’te Şeriâtî tutuklandı. 1975 yılı Mart ayında tahliye edildi.[10]

Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da, çeşitli şartlarla tahliye edilmişti; kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriatî bu koşullar altında daha fazla İran’da kalamayacağını karşı çıkarak ülkesini İngiltere’ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Kimi kesimler onu, İngiliz istihbaratıyla iş birliği yapan SAVAK’ın öldürdüğünü öne sürse de, ölümünden sonra yapılan otopside herhangi bir şüpheli ize rastlanmadı. Otopsi, kalp yetmezliğinden öldüğünü teyid etti.

Şerîatî’nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran’ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şerîatî, ayrıca Martinikli marksist düşünür ve şair Frantz Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri başlıklı eserini, Jacques Derrida’nın Şiir Nedir ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon’nun Selmân-ı Pak başlıklı eserlerini Farsça’ya tercüme etti. Ali Şerîatî’nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçe’ye çevrilmiştir.

Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCilqeNUBy6N1w6xg89GDv1Q/join

Mavera TV her gün düzenlediği canlı yayınlarda; çocuk etkinlikleri, online atölyeler, kadın programları, sağlık, eğitim, dini sohbetler, aile, siyaset, tarih, ekonomi, edebiyat gibi alanlarda nitelikli ve güncel konuları uzman isimlerle sizlerin hizmetine sunuyor. Siz de Mavera TV’ye abone olarak ve bildirimleri açarak canlı yayınlarımızdan haberdar olabilir, birbirinden özgün içeriklerden ücretsiz yararlanabilirsiniz.

#alişeriati #dinekarşıdin #insanındörtzindanı

Başa dön tuşu