KİM KİMDİR? Hüseyin Kâzım Kadri Bey – Hüseyin Yürük



İstanbul Beylerbeyi’nde doğdu. Babası Trabzon valilerinden Kadri Bey’dir. İlk öğrenimine Beylerbeyi Sıbyan Mektebi’nde başladı. Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’ni bitirdi. Mülkiye Mektebi’nin idâdî kısmına kaydolmasına rağmen babasının Aydın vilâyeti defterdarlığına tayin edilmesi üzerine İstanbul’dan ayrılarak ailesiyle İzmir’e gitti. Burada İngiliz Ticaret Mektebi’nden mezun oldu. Özel hocalardan Arapça ve Farsça dersleri aldı; fen bilimleri tahsil etti. Türk Lugatı’nı yazmaya karar verdikten sonra Yunanca ve Latince öğrendi. Merak duyduğu ziraatçılık konusundaki bilgilerini geliştirmek için bir ara Almanya’ya gitti.

Hüseyin Kâzım ilk resmî görevine Aydın Vilâyeti Muhasebe Kalemi’nde başladı (1887). Burada bir yıl kadar çalıştıktan sonra istifa etti. Ailesi İstanbul’a dönünce Maliye Nezâreti Mektûbî Kalemi’ne girdi (1890). Bir müddet sonra Hariciye Nezâreti Umûr-ı Şehbenderî Kalemi’ne geçti (1895); bir süre Dârüşşafaka’da astronomi hocalığı yaptı. Ardından Tiflis şehbenderliğine tayin edildiyse de annesi rızâ göstermeyince daha önce çalıştığı maliyedeki görevine döndü. 1902’de bu görevinden de ayrılarak II. Meşrutiyet’in ilânına kadar resmî görev almadı. Mücadeleci bir mizaca sahip oluşu sık sık görev değiştirmesine sebep oldu. Bir ara Tevfik Fikret ve Hüseyin Cahit’le Yeni Zelanda’ya giderek bir köy kurup orada yaşamak teşebbüsünde bulundu; fakat hükümetin durumdan haberdar olması yüzünden bu düşünce gerçekleşmedi. II. Meşrutiyet’ten sonra yine Tevfik Fikret ve Hüseyin Cahit’le Tanin gazetesini çıkardı. Meşrutiyet’in ilânından önce girdiği İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin iktidara gelmesiyle kendisine birçok görev teklif edildi. Canik (Samsun) mutasarrıflığı ve Beyrut defterdarlığına tayin teklifini kabul etmedi. Ardından Siroz (Serez/Selânik) mutasarrıflığı (1909), Halep valiliği (1910), İstanbul şehreminliği (1911) ve İstanbul vali vekilliği gibi görevlere getirildi. 1912’de Selânik valisi oldu. Aynı yılın nisan ayında yapılan seçimlerde Saruhan (Manisa) sancağı mebusu seçildi. Kısa bir süre sonra tekrar Selânik valiliğine tayin edildiyse de 1912 yılının Ağustosunda bu görevden ayrıldı.

I. Dünya Savaşı başlarında ailesiyle beraber Beyrut’a giden Hüseyin Kâzım buradaki kütüphanelerden ve Arap âlimleriyle hıristiyan din adamlarından da faydalanarak Türk Lugatı ile ilgili çalışmalarını yoğunlaştırdı. Mütarekenin ardından Suriye Osmanlı Devleti’nin elinden çıkınca yerli halk tarafından kendisine teklif edilen Beyrut valiliğini kabul etmeyip İstanbul’a döndü. Aydın mebusu olarak Meclis-i Meb‘ûsan’a girdi ve meclisin birinci reis vekilliğine seçildi. Mîsâk-ı Millî’nin belirlenmesi için meclise ilk teklifi verdi. İstanbul’un işgali üzerine meclis feshedilince bir süre açıkta kaldı. Tevfik Paşa kabinesinde Ticaret ve Ziraat nâzırlığı ile Adliye nâzır vekilliği görevlerinde bulundu (1920). Bu sırada Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal’le görüşmek için Müşir Ahmed İzzet Paşa başkanlığındaki heyetle Bilecik’e, oradan da Ankara’ya gitti. İstanbul’a dönüşünde Evkaf nâzırlığı ve Maliye nâzır vekilliği yaptı. Ağustos 1921’den sonra hiçbir resmî görev kabul etmedi; bazı özel banka ve şirket idare meclisi üyeliklerinde bulundu. Son yıllarını Beylerbeyi’ndeki yalısında çalışarak geçirdi. Dinlenmek üzere gittiği Tarsus’ta 17 Ocak 1934’te vefat etti. Naaşı İstanbul’a getirilerek Beylerbeyi Küplüce Mezarlığı’na defnedildi. Kitaplarını ölümünden iki yıl önce Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ne vakfetmişti. Neşredemediği kitap, makale, tercüme ve hâtıraları ise kızı Rikkat Kunt tarafından Türkpetrol Vakfı’na verildi.

Eserlerinde genellikle Şeyh Muhsin-i Fânî müstear adını kullanan Hüseyin Kâzım Kadri’nin en belirgin özelliği ilmî ve fikrî yönünün kuvvetli olmasıdır. Trabzon Vilâyet Gazetesi, Resimli Kitap, Saadet, Tan, Yeni Asır, Tasvîr-i Efkâr, Vakit, Ma‘lûmât, Tanin, İkdam, İctihad, Servet-i Fünûn, Sebîlürreşâd gibi gazete ve dergilerde dil, din, felsefe, iktisat, ziraat ve siyasetle ilgili birçok makale yazdı, kitap yayımladı. Kültür konularında muhafazakâr bir anlayışa sahip olmasına karşılık dinî konularda modernist anlayışı savundu. İslâm’ı doğru anlamak ve müslümanları gerilikten kurtarmak için Kur’an’ın ruhuna yönelmeye önem verdi.

II. Meşrutiyet idaresi, İttihat ve Terakkî ile ıslahat hareketlerine dair yazdıkları, özellikle Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Hatıralarım, On Temmuz İnkılâbı ve Netâici, Ziya Gökalp’in Tenkidi adlı eserleri, Tanzimat sonrası Osmanlı modernleşmesi ve bunun toplum hayatına yansıması hakkında oldukça önemli tesbit ve yorumlar ihtiva eder.

#maveratv #hüseyinkadri #kimkimdir

Başa dön tuşu