MEHMET KOCA | İFTAR PROGRAMI KONUŞMASI



Allah’ın selamıyla selamlıyorum sizleri. Salat peygamberimiz, rehberimiz Hz. Muhammed’in üzerine olsun.
Ramazan ayının arınmamıza vesile olmasını niyaz ediyorum. Öyle temenni ediyorum ki Ramazan ayı boyunca, gündelik meşgalelerin koşuşturması arasında çoğu zaman unuttuğumuz asli yükümlülüklerimizi hatırlar, çokça Allah’ı zikreder, onun merhametine sığınır ve ondan bağışlanma dileriz.
Bir ay boyunca sorumluluklarımızı, bu dünya hayatının geçiciliğini, esas menzilin ahiret olduğunu, büyük günde hesaba çekileceğimizi, iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, haklı ile haksızın, hak ile batılın bir birinden ayrışacağı ve her şeyin ilahi bir terazide tartılacağı hakikatini hatırlamış oluruz.
Malum, hafıza-i beşer nisyan ile malul kılınmış. Onun içindir ki, hatırlamak ve de hatırlatmak için vesilelere ihtiyacımız var: Ramazan ayı bunun için çok güzel bir fırsat.

Kabul etmeliyiz ki gündelik hayatımızda Kur’an ile aramızda bir hayli mesafeler var. Çoğu zaman namazlarda hızlıca okuyup geçtiğimiz sureler haricinde, Kur’an ile doğrudan çok az temasımız oluyor. Acı ama itiraf etmemiz gereken bir gerçeklik bu. Tabi Kur’an okumak derken, onun orijinal Arapça lafzının yanında, kendi dilimiz olan Türkçe mealini de okumayı kast ediyorum. Çünkü bugün en çok ihtiyacımız olan bu. Halimizi, içinde bulunduğumuz durumu, bugünü, geçmişi ve bizi bekleyen mukadder geleceği yine en sarsıcı şekilde Kur’an anlatıyor. Kur’an ansiklopedik bir bilgi kitabı değil elbet. Ancak söylemek istediğimi yine Kur’an’dan bir ayetle izah etmeye çalışayım

Allah’u Teala Bakara suresi 286’cı ayette şöyle buyuruyor:

“Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz. Herkesin yaptığı iyilik kendi yararına, işlediği günahlar da kendi zararınadır. O mü’minler, niyazlarına şöyle devam etiler: “Rabbimiz! Unutur veya hata edersek bizi cezalandırma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme! Rabbimiz! Kaldıramayacağımız şeyleri de bize yükleme! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın. Kâfirler gürûhuna karşı bize yardım et.” (Bakara 286)

Sadece bu ayetin mealini ezberlesek, gün içinde içimiz daraldıkça, bu dünyanın süslü zinetleri zihnimizi bulandırdıkça, kendi içimizden bunu okusak bile, malul kılındığımız unutma hastalığının pençesinden bir nebze olsun güvende oluruz diye inanıyorum.

Değerli kardeşlerim,

Bugün size anlatmaya çalıştığım bu unutma hali, öylesine geçiştirebileceğimiz bir hal değil. İslam dünyasının neredeyse 3 asırdır, duçar olduğu bir hastalık… Koca bir ümmeti felç eden bir hastalıktan söz ediyorum. Öyle bir hastalık ki adeta zihinlerimizi ve kalplerimizi bir atalet uykusuna mahkum kılmış. Asırlardır devam eden bu ataletin bedelini çok ağır bir şekilde ödüyoruz. Şehirlerimiz yağmalanıyor, insanlarımız yerlerinden yurtlarından çıkarılıyor, kendi doğdukları topraklarda bir esir olarak doğup ve bir esir olarak ölüyorlar. Çok gerilere gitmeye gerek yok. Son on yılda yok olan şehirlerimiz var. Halep, İdlip, Sana, Aden, Bingazi, Traplusgarp ve daha niceleri….

#maveratv #maveravakfı #iftar

Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCilqeNUBy6N1w6xg89GDv1Q/join

Mavera TV her gün düzenlediği canlı yayınlarda; çocuk etkinlikleri, online atölyeler, kadın programları, sağlık, eğitim, dini sohbetler, aile, siyaset, tarih, ekonomi, edebiyat gibi alanlarda nitelikli ve güncel konuları uzman isimlerle sizlerin hizmetine sunuyor. Siz de Mavera TV’ye abone olarak ve bildirimleri açarak canlı yayınlarımızdan haberdar olabilir, birbirinden özgün içeriklerden ücretsiz yararlanabilirsiniz.

#maveratv #maveravakfı #iftar

Başa dön tuşu