KİM KİMDİR? ABDURRAHMAN NUREDDİN PAŞA – Hüseyin Yürük



28 Mart 1836’da[2] dünyaya geldi. Ailesi, köken olarak Germiyanoğulları Beyliği’ni kuran Germiyanoğulları ailesine mensuptu. Babası Vezir Hacı Ali Paşa idi. Hacı Ali Paşa, oğlunun iyi bir eğitim almasını sağlamış; daha sonra da idari işlerin inceliklerini öğretmiş, Kastamonu’ya vali olarak atanmış ve orada hayatını kaybetmiştir[3].

Abdurrahman Nureddin Paşa, bazı küçük memurluklardan sonra Şumnu, Varna ve Niş (altı seneden fazla) mutasarrıflıkları yaptı. Vezirlik rütbesiyle Prizren valiliğine tayin edildi (Ağustos 1872). Tuna (Nisan 1873), Ankara, Bağdat (1875), Diyarbakır (1877) tekrar Bağdat (iki sene) Valiliklerinde bulundu.

Abdurrahman Nûreddin Paşa 2 Mayıs 1882’de Sadrazam Küçük Mehmet Sait Paşa’nın yerine kısa bir süre Başvekil oldu. Mısır Meselesi’ne ilişkin görüşleri II. Abdülhamid tarafından paylaşılmadığı için sadaretten azledildi.[4]

1882-1891 yılları arasında dokuz yıl boyunca Kastamonu valiliği yaptı; görev süresi boyunca günümüze kadar gelen eserler bıraktı. Bunlar arasında bir liman şehri ve ticaret merkezi olarak İnebolu ve Kastamonu Lisesi başta gelir.

Daha sonra İstanbul’a gelen Abdurrahman Paşa önce Aydın (Kasım 1891-Mayıs 1893) ve daha sonra Edirne valiliklerine tayin edildi. II. Abdülhamid, Abdurrahman Paşa’nın saffet, iffet ve iyi ahlâkından iyice emin olduktan sonra onu 1895’ten II. Meşrutiyet’in ilanına kadar 12 yıl Adliye Nazırlığı’ndan ayırmadı. Adliye Nazırlığı’ndaki selefi Hasan Rıza Paşa idi. Hatta Sadrazam Halil Rıfat Paşa’nın hastalığı zamanında sadaret kaymakamı olan Abdurrahman Paşa’ya, Halil Rıfat Paşa’nın ölümü üzerine sadâret teklif edilmiş ve bu husus için iki defa Başkâtip Tahsin Paşa Kuruçeşme’deki yalısına gönderilmişti (1901). Birinci teklifi reddeden Abdurrahman Paşa, ikinci defaki sadaret teklifinde ısrar edilmesi üzerine Bâb-ı Âli’nin işlemlerine sarayın müdahale etmemesini cesaretle şart koyarak bu suretle sadâreti kabul edeceğini arz etmiş ise de bu sırada Sultan II. Abdülhamid güvenilir adamlarından İsmet Bey’i meşhur şapur Sait Paşa’ya göndererek bir teklifte sadâreti kabul ettirmiş olduğundan Abdurrahman Paşa büyük bir yük altına girmekten kurtulmuştur.[5] Abdurrahman Nûreddin Paşa, 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra emekli oldu. 7 Ağustos 1912 yılında hayatını kaybeden Abdurrahman Paşa, Fatih Sultan Mehmet türbesi avlusu içinde bir mezara defnedilmiştir.

Abdurrahman Nûreddin Paşa’nın oğlu Arif Hikmet Paşa, çeşitli bakanlıklarda bulunmuştu. Diğer oğulları Feyzi Dâim ve Asım Beyler’dir.[6]

Değerlendirme
Kariyeri boyunca dürüstlüğüyle tanındı. Baş vekil iken yediği darbeden tecrübe eden paşa, adliye nazırlığı süresince sarayı şüpheye düşürmeyerek uzun müddet adliyede kalmıştır. Afif, nezih ve hayırsever idi. Zamanı gelince sözünü sakınmazdı. Kendisine Halil Rıfat Paşa’nın ölümü üzerine sadâret teklifinde bulunmak için yalısına giden Tahsin ve Ragıp Paşalar’ın; padişahın kendisine itimadının tam olduğunu söylemeleri üzerine: “Siz ki zati şahânenin en yakininde bulunuyorsunuz. Siz kendi hakkınızda emniyet olduğunu zan eder misiniz? Zati Şahâne kimseden emin değildir, bunu eyi bilin” demiştir.[7]

Ayrıcalıklardan yararlanmak için kanalımıza katılabilirsiniz:
https://www.youtube.com/channel/UCilqeNUBy6N1w6xg89GDv1Q/join

Mavera TV her gün düzenlediği canlı yayınlarda; çocuk etkinlikleri, online atölyeler, kadın programları, sağlık, eğitim, dini sohbetler, aile, siyaset, tarih, ekonomi, edebiyat gibi alanlarda nitelikli ve güncel konuları uzman isimlerle sizlerin hizmetine sunuyor. Siz de Mavera TV’ye abone olarak ve bildirimleri açarak canlı yayınlarımızdan haberdar olabilir, birbirinden özgün içeriklerden ücretsiz yararlanabilirsiniz.

#maveratv #kimkimdir #tarih

Başa dön tuşu